İçişleri Bakanlığı, günübirlik kiraya verilen evler ve apart dairelerin kayıt altına alınmasını amaçlayan genelgeyi valiliklere gönderdi. Genelgeyle, günübirlik kiraya verilen evlerin kayıt altına alınıp vergiye tabi tutulması, kayıt dışılığın engellenmesi hedefleniyor.

Apart daireler ve günlük kiraya verilecek evler için işletme sahibinin mülki idare amirlerine beyanda bulunması ve izin alınması gerekiyor. Ayrıca ev sahibinin bir esnaf odasına kayıt yaptırması, vergi vermesi, ‘yapı kullanma izin belgesi’ alması gerekiyor. Yurt genelinde kayıt dışı olarak 10 binlerce günlük kiralanan ev bulunuyor.

Oteller gibi işlem görecek

Aranan şahıslar ve şüphelilerin yüksek oranda tercih ettikleri, hiçbir kimlik bilgisi olmadan çok kolay kiralanan günlük evlerin mülki idare amirlerinin bilgisi dahilinde vergilendirilmesi amaçlanıyor. Ticari işletme haline gelmiş kayıt dışı bulunan bu evlerde kalanların da kimlik bilgisi otellerde olduğu eskort izmir
gibi karakollara bildirilecek. Çoğu zaman fuhşa yardım ve yataklık amaçlı kullanılan bu evlerin sahipleri için suça yardım ve yataklıktan ceza uygulanacak.

Genelgeyle günübirlik evlerin cezai işlemlerinin ise otellerde olduğu gibi önce uyarı cezası, sonra para cezası, sonra kapatma cezası şeklinde uygulanacağı belirtildi.

Bu genelgenin öğrenci evleriyle bir ilgisinin olmadığı izmir eskort bildirildi. 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev alanında bulunan yapı kooperatifleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına devredilecek.

Hazırlanan İmar Kanunu taslağına göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev alanındaki yapı kooperatiflerinin kuruluşu, yetki ve görevleriyle ilgili işlemleri artık Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yürütecek.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca başlatılmış veya planlanmış iş ve işlemleri yürütmeye, bunlar hakkında yeni iş ve işlemler yapmaya, gerekli gördüklerini tasfiye etmeye yetkili olacak.

Ancak yapıya yönelik harita, plan, etüt, proje ve yapı denetim işlemleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılacak.

Uygulamadaki sıkıntılar ortadan kalkacak

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, kooperatiflerin halihazırda üç ayrı bakanlığın görev alanında bulunduğunu bildirdi.

Bu durumun uygulamada ve denetimlerde sıkıntılara neden olduğunu ifade eden Bayraktar, kooperatiflerle ilgili daha çok ticari şikayetler geldiğine dikkati çekti.

Kooperatiflerin görev ve yetkileri, ortaklıkları, genel kurul, tasfiye gibi uygulamalarının Kooperatifler ve Türk Ticaret kanunlarında yer alan hükümler kapsamında değerlendirildiğine işaret eden Bayraktar, yapı kooperatiflerine yönelik işlemlerin, imar mevzuatından ziyade hukuki ve ticari mevzuat kapsamında bulunduğunu vurguladı.

Bayraktar, kooperatiflerin imar ve yapısal açıdan denetlemesini ise kendilerinin yapacağını kaydetti.

En fazla yapı kooperatifi Ankara’da

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre, Türkiye genelinde 53 bin 49 yapı kooperatifi bulunuyor. Bunların 49 bin 910′u konut, bin 732′si iş yeri, bin 85′i küçük sanayi, 311′i konut yapı kooperatifleri birliği, 5′i küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri birliği, 6′sı toplu iş yeri yapı kooperatifleri birliğinden oluşuyor.

Ankara, 12 bin 508 yapı kooperatifi ile ilk sırada yer alırken, bu şehri 10 bin 746 ile İstanbul, 5 bin 483 ile İzmir, 4 bin 232 ile Konya, 3 bin 884 ile Antalya, 3 bin 266 ile Bursa, 2 bin 453 yapı kooperatifiyle de Adana takip ediyor.  

İstanbul’un tarihi siluetini bozan Zeytinburnu’ndaki ‘Onaltıdokuz’ kulelerinde siluete etki eden katların yıkılmasına karar verildi.

Zeytinburnu’ndaki gökdelenlerin daha önce uygulama imar planları ile yapı ruhsatını iptal eden İstanbul 4. İdare Mahkemesi bu kez tarihi siluete etki eden katların yıkılmasına karar verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi kararı 30 gün içinde uygulamak zorunda. Davalı şirket mahkemenin kararını temyiz etme hakkına sahip. Eğer yürütmeyi durdurma kararı çıkmazsa, siluete etki eden katlar belediye tarafından yıkılmak zorunda.

Siluet tartışmalarından sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, Zeytinburnu’nda 85 metre olarak imar verilen başka bir otel inşaatının yüksekliğini siluete girmemesi için 45 metreye düşürmüştü. 

İstanbul’da tarihi yarımadanın silüetini bozduğu bittikten sonra fark edilen 16/9 projesinin sahibi Mesut Toprak daire sahiplerine güvence verdi: “Yıkım için çok para gerekiyor, Belediye’de bu iş için böyle bir kaynak yok.”

Vatan’dan Ufuk Şanlı’nın haberine göre İstanbul’un tarihi silüetini bozduğu gerekçesiyle İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin ‘Yüksek katlar yıkılsın’ kararı verdiği 16/9 projesinde bu yıkım kararının uygulanması oldukça zor görünüyor. Mahkeme kararı projeden daire alan yerli ve yabancı yatırımcıları tedirgin ederken Astay İnşaat’ın sahibi Mesut Toprak daire sahipleri ile bir toplantı yaptı. Mahkeme kararının masaya yatırıldığı toplantıda Mesut Toprak daire sahiplerine projede herhangi bir yıkım olamayacağına dair garanti verdi.

496 dairenin bulunduğu blokların 85 metreden 45 metreye indirilmesi halinde yaklaşık 300 milyon dolarlık bir maliyet çıkacağı tahmin ediliyor. Toprak, “Büyük bir fatura çıkaacğı aşikar. Belediye’nin bu işe ayırabileceği böyle bir kaynağı yok. Bir orta yol bulunur” dedi. Kararın uygulanması ve silüetin bozulmaması için 16/9 projesinde yaklaşık 200 bağımsız dairenin yıkılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Binadaki daire fiyatları 1 ile 4 milyon dolar arasında değişiyor. Daire sahiplerinin evlere yaptığı yatırımlar da düşünüldüğünde ortaya yaklaşık 300 milyon dolarlık bir bilanço çıkıyor.

Yabancılar da aldı

Mevcut dairelerin üçte birisinin (170 daire) yabancı yatırımcılar tarafından satın alındığını anlatan bir bina sakini, “Bu yatırımcılardan birisi de Suudi Arabistan’ın ünlü işadamlarından Şeyh Fahad Muhammed Al-Athel. Binada aynı katta birleştirilmiş 6 dairesi bulunan ünlü işadamının sahibi olduğu daireler ve dekorasyon için şu ana kadar 40 milyon dolara yakın para harcadığı konuşuluyor” dedi. Suudi işadamının yanı sıra Körfez’den çok sayıda işadamı ile Orta Asyalı oligarkın da projeden daire aldığı ifade ediliyor.

Güvence aldılar mı?

Binada daire satın alan yabancı yatırımcıların bir bölümünün satın alma işleminden önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yazılı olarak başvuru yaptığı ve binanın ruhsat ve imar durumu hakkında yazılı güvence aldıkları da iddia edildi. Yatırımcıların yıkım halinde ellerinde bulunan belgelerle İBB hakkında maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açılabileceği belirtiliyor. Daire sahiplerinin hepsinin tapusu olduğu için mahkemenin kararını uygulayacak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tüm hak sahiplerine ödeme yapması gerekiyor.

Uzun dönem askerlik süresi 15 aydan 12 aya düşürülünce, askere gitmek isteyenlerin sayısında artış yaşandı. Ancak general sayısı geçen aya göre bir azaldı. Jandarma Genel Komutanlığı’ndan bir tuğgeneral istifa etti. Asker sayısında artış, rütbeli sayısında azalma var. Türk Silahlı Kuvvetleri, Aralık ayı rakamlarını açıkladı.

Uzun dönem askerlik süresinin 15 aydan 12 aya indirilmesiyle vatani görevini yapmak isteyenlerin sayısında patlama yaşandı. Geçen ay Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 386 bin er ve erbaş vardı. Aralık ayında ise bu sayı 444 bin 574′e yükseldi. Yani 1 ayda 58 bin 524 asker daha kışlanın yolunu tuttu.

Asker sayısındaki artışa karşın general sayısında azalma oldu. Geçen ay 345 olan general/amiral sayısı 344′e düştü. Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Turhan istifa etti. 444 bin 574 askerin 9 bin 777′si yedek subay. 434 bin 797 asker ise er ve erbaş konumunda.

Yetkililer, askerlik görevini yapmak için başvuranların sayısı daha fazla olduğunu ama kışlalarda yılın en yüksek doluluk oranı yaşandığı için askerlik başvurularının başka dönemlere ertelendiğini bildiriyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin toplam personel sayısı ise 708 bin 54.

Tuğgeneral Mehmet Tural olduğu ortaya çıktı

Yargıtay 9. Dairesi’nin 9 Ekim’de Balyoz davasıyla ilgili verdiği karara tepki olarak Deniz Kuvvetleri Komutanı Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Atilla Kezek ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Teknik Başkanı Tuğamiral Sami Örgüç istifa etmişti. Kasım ayı içinde istifa ettiği bugün TSK’nın personel sayısını açıklamasıyla ortaya çıkan generalin Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanlığı’nda daire başkanı olarak görev yapan Tuğgeneral Mehmet Tural olduğu öğrenildi. 

Manisa’nın Kırkağaç İlçesi’nde vatani görevini yapan er Ünal Gündüz (20), koğuş penceresinin altında yaralı halde bulundu. Beşinci kattaki koğuşun penceresinden atladığı öne sürülen Gündüz, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Kırkağaç 6′ncı Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı’nda vatani görevini yapan 93/2 tertip er Ünal Gündüz, dün saat 17.30 sıralarında kaldığı koğuşun penceresinin altında kanlar içinde bulundu. Beşinci kattaki escort izmir
koğuşun penceresinden atladığı öne sürülen Gündüz, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından Kırkağaç Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Konyalı olan er Gündüz, doktorların müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Yapılacak otopsinin ardından Gündüz’ün cenazesinin memleketine gönderileceği bildirildi. Gündüz’ün ölümüyle ilgili soruşturmanın sürdüğü izmir escort belirtildi  

Ergenekon davasında müebbet hapisle cezalandırılan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Başbuğ, gazetelerde yer alan “MGK kararı”na değinerek, mahkemenin, Başbakanlık Müsteşarlığı’ndan istediği direktif ve kararlar gönderilmeden verdiği kararın eksik olduğunu savundu.

Ergenekon davasında müebbet hapis cezası alan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, tartışmalara yol açan 2004 tarihli MGK belgesiyle ilgili açıklama yaptı.

Başbuğ, kendi adına kurulan internet sitesi ve twiter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, gazetelerde yayımlanan 2004′teki MGK kararına ilişkin haberlerin Türkiye’nin gündemine oturduğunu belirtti.

Haberlerin, Başbakanlığın 28 Ekim 2004 tarihli Ek Eylem Planı-1 ve 17 Mart 2005 tarihli Ek Eylem Planı-2′ye ilişkin olduğunu ifade eden Başbuğ, davanın soruşturma aşamasında Genelkurmay Başkanlığınca, konuyla ilgili bilgi içerebileceği düşünülen direktif, genelge ve MGK kararlarının listesinin de savcılığa gönderildiğini, listede MGK’nın 25 Ağustos 2004 tarihli kararı ile 28 Ekim 2004 tarihli Ek Eylem Planı-1 ve 17 Mart 2005 tarihli Ek Eylem Planı-2′nin de yer aldığını kaydetti. 

Başbuğ, avukatı İlkay Sezer’in talebi üzerine, davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin Başbakanlık Müsteşarlığı’na müzekkere yazarak aralarında 25 Ağustos 2004 tarihli MGK kararı ile 28 Ekim 2004 ve 17 Mart 2005 tarihli eylem planlarının da bulunduğu ilgili yazı ve eklerinin onaylı suretlerini istediğini, ancak bu ara kararın bugüne kadar yerine getirilmediğini belirtti.

Mahkemenin, kararını, Başbakanlık Müsteşarlığından istediği ancak dosyaya gelmeyen direktif ve kararları incelemeden verdiğini ifade eden Başbuğ, MGK Genel Sekreterliğinden istenilen “Bölücü Faaliyetlere Yönelik Eylem Planı-2006″nın 45 nolu tedbiri ile Genelkurmay Başkanlığına internet faaliyetlerinde bulunma görevinin verildiği dikkate alınırsa, eksik incelemeyle verilen kararın vahametinin net olarak ortaya çıktığını savundu.

Başbuğ, bu durumun, adil yargılamanın yapılmadığını bir kez daha ortaya koyması açısından çok önemli ve hayati olduğunu belirterek, “İnsanlar hakkında müebbet hapis cezası dahil en ağır cezalar verilmiştir. Mahkemenin kararını açıklamasından neredeyse dört ay geçmesine rağmen gerekçeli karar hala ortada değildir. Söylentiler, gerekçeli kararın çıkması için bir dört ay daha geçeceğini göstermektedir. Ancak, insanların cezaevlerinde tutuklulukları devam etmektedir. Bu vahim tablo karşısında yetki ve sorumluluk taşıyan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun, Yargıtay Başkanlığı’nın ve Anayasa Mahkemesi’nin ne düşündüğü merak edilmektedir Kulaklarını tıkayıp, sessizliklerini koruyacaklar mıdır Yoksa, duruma müdahale ederek, vicdanları kanatan, Türkiye’de adalet sistemini yerle bir eden, bu gibi durumlara karşı tavır mı alacaklardır ” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davada sanık Erhan Tuncel, eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’i suçlayarak, “İsteseler cinayeti önlerlerdi” dedi.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davada verilen kararın Yargıtay tarafından kısmen bozulmasının ardından, 2′si tutuklu 18 sanığın yeniden yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nce İstanbul Adalet Sarayı’nın büyük salonunda yapılan duruşmaya, sanıklardan Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Zeynel Abidin, Ersin Yolcu, Osman Hayal ve Tuncay Uzundal ile Dink ailesinin avukatları katıldı.

Tutuklu sanık Erhan Tuncel, eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’i suçlayarak, “İsteseler cinayeti önlerlerdi” dedi. 

“Suikastte parmağı olmadığını, tam tersine polisi uyardığını” iddia eden Tuncel, tutukluluğunun kaldırılmasını istedi.

HRANT’IN ARKADAŞLARI: BİZ DE UTANÇ DUYUYORUZ
Duruşma öncesi adliye önünde toplanan “Hrant’ın arkadaşları” oluşumu adına açıklama yapan oyuncu ve yönetmen Sermiyan Midyat, Hrant Dink’in ırkçı, planlı ve resmi görevlilerin de içinde olduğu bir cinayete kurban gittiğini savunarak, cinayetten devletin farklı kanatlarının bilgisi olduğunu ileri sürdü.

Aradan geçen yaklaşık 7 yıl boyunca, hiçbir devlet görevlisinin yargılanması gereken suçtan yargılanmadığını iddia eden Midyat, “Yargılanmadıkları gibi, haklarında soruşturma talep edilen devlet görevlilerinin çoğu terfi etti. Aralarında devletin üst makamlarına terfi edenler bile oldu.

Hrant Dink’in bir yazısında suç unsuru bulan hakimler de devlet içinde yükselerek önemli makamlara geldiler. Hrant için o utanç verici oturumda ‘suçludur’ diyen herkesin bir şekilde önemli bir makama geldiğini, yükseldiğini öğrendik” diye konuştu.

Midyat, bir ırkı, bir rengi, bir dili, bir dini ya da bir mezhebi küfür zannedenleri, kendi adının Sermiyan olmasının bile çoğu zaman rahatsız ettiğini anlatarak, ”Adım Kürtçe kökenli bir isim olsa bile, adımda geçen ‘-yan’ tınısı dahi kimilerinin ırkçı damarlarını kabartmaya yetiyor” dedi.

Vakayı bir “milli mutabakat cinayeti” olarak adlandırdıklarını belirten Midyat, devletin tüm kanatlarının sus pus olduğunu ve perde gerisine çekildiklerini ileri sürerek, şöyle devam etti:

”Geçtiğimiz günlerde Dink’in avukatlarından Fethiye Çetin’in ‘Utanç Duyuyorum’ isimli bir kitabı yayımlandı. Çetin, hem cinayet öncesi hem cinayet sonrası yaşadıkları, gördükleri için bu ismi uygun görmüştü, haklıdır. Hrant ölmeden önce ve öldürüldükten sonra, bilhassa bu mahkeme salonlarında, adliye koridorlarında yaşananlardan biz de utanç duyuyoruz.”

“Ergenekon davası biraz daha ciddiyetle ele alınsa, bu cinayete ilişkin yeni bulgulara erişilebileceğini bu kitapla birlikte bir kez daha gördük” diyen Midyat, yeri geldiğinde belgelerin ortaya çıktığını ancak bu davada herkesin sus pus olduğunu savundu.

Açıklamanın ardından, gruptakiler duruşmayı izlemek için adliyeye girdi.

DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Ocak 2012′de verdiği kararla, 19 sanığın yargılandığı davada tutuklu yargılanan Yasin Hayal’in, “Hrant Dink’i tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “yazar Orhan Pamuk’u tehdit etmek” suçundan 3 ay ve “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan da 1 yıl hapisle cezalandırılmasını, “silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan ise beraatini kararlaştırmıştı.

Tutuklu sanıklardan Erhan Tuncel’in de toplam 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmasına hükmederek tahliyesine karar veren heyet, sanıklardan Ersin Yolcu’yu 12 yıl 6 ay, Ahmet İskender’i 13 yıl 4 ay ve Salih Hacısalihoğlu’nu 2 ay 15 gün hapisle cezalandırarak, tüm sanıkların “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan beraatine hükmetmişti.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hikmet Usta, yerel mahkemenin kararına itiraz etmişti. Usta’nın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği dilekçede, Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’in örgüt liderliği ve yöneticiliğini yaptığı sanıkların, Ergenekon soruşturmalarında yakalanan ve haklarında dava açılan sanıklarla amaç birliği içinde bulunduğunun, ana yapı Ergenekon ile Trabzon’daki hücresel yapının aynı suç işleme DNA ve gen özelliklerine sahip olduğunun anlaşıldığı kaydedilmişti.

Kararı veren İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Rüstem Eryılmaz ise davanın sanıklarıyla ilgili örgüt yöneticiliği veya üyeliği konusunda yeterli delil bulunamadığından, beraat kararı verdiklerini söylemişti.

Eryılmaz, “Verdiğimiz karar, ‘örgüt yoktur’ anlamına gelmez. Verdiğimiz karardan rahatsız değiliz. Sadece tatmin edici olmadığını belirttim. Elbette bu cinayeti basite indirgeyemeyiz” açıklamasını yapmıştı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Hrant Dink cinayeti davasında, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının, “sanıkların atılı suçları örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediği” gerekçesiyle bozulmasını istemişti.

Tebliğnamede, “Sanıkların mensubu bulundukları silahlı terör örgütünün yöneldiği ve gerçekleştirmek istediği amaç açısından elverişli fiili gerçekleştirdikleri tarih itibarıyla, ülke genelindeki toplumsal etkinliğinin olup olmadığını aramaya gerek yoktur. Zira, devletin birliğini bozma suçu bir tehlike suçudur ve gerçekleştirilen eylemlerin sonuncusu ile de bu tehlike gerçekleşmiştir” ifadesine yer verilmişti.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, örgüt yönünden verilen beraat kararını bozmuştu. Daire, sanıkların silahlı terör örgütü değil, suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüt üyesi oldukları gerekçesiyle yargılanmalarına hükmetmişti.

“Kasten öldürmeye azmettirme” ve Orhan Pamuk’u ”tehdit” suçlarından sanık Yasin Hayal’e verilen mahkumiyet kararı ise onanmıştı. Hayal hakkında ”Silahlı terör örgütü kurma, yöneticisi olma” suçundan beraat kararı ise ”suç örgütü kurma ve yönetme” suçundan mahkumiyet gerektiği için bozulmuştu.

Sanıklardan Ersin Yolcu’nun ”kasten öldürmeye yardım suçundan” mahkumiyet hükmü onanırken, ”silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan beraatinin ise “suç örgütü üyesi olma” suçundan mahkumiyet gerektirdiği için bozulmasına karar verilmişti.

Sanıklardan Erhan Tuncel’in ise ”patlayıcı madde imal etme” suçundan mahkumiyet kararını onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ”Kasten öldürmeye azmettirme” suçundan beraat hükmünü ise sanığın Dink’in öldürülmesi suçuna yardım suretiyle iştirak etmesi sebebiyle mahkumiyeti gerektiği için bozmuştu. Tuncel hakkında ”silahlı terör örgütü yöneticisi olma” suçundan beraat kararı da ”suç örgütü üyesi olma” suçundan mahkumiyeti gerektiği gerekçesiyle bozulmuştu.

Tuncel’in, Trabzon’da 24 Ekim 2004 tarihinde McDonalds’ın bombalanması olayında, ”genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, mala zarar verme ve 6 ayrı kasten yaralama” suçlarından verilen mahkumiyet kararını bozan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Tuncel’in bu eyleminin ”6 ayrı kasten öldürmeye teşebbüs” suçunu oluşturacağına karar vermişti.

Sanıklardan Ahmet İskender hakkındaki ”kasten öldürmeye yardım” suçundan verilen mahkumiyet kararı onanırken, İskender’in ”silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan beraati ise “suç örgütü üyesi olma” suçundan mahkumiyeti gerektiği gerekçesiyle bozulmuştu.

Sanıklardan Salih Hacısalihoğlu’nun ”Silahlı terör örgütüne yardım” suçundan beraat kararı onanmıştı. 6136 Sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyet kararı, sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı için, “beraat” kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştu.

Sanıklardan Zeynel Abidin Yavuz ile Tuncay Uzundal’ın “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan beraatlarına ilişkin kararlar da “suç örgütü üyesi oldukları” gerekçesiyle bozulmuş, sanıklar Yavuz ve Uzundal hakkındaki “kasten öldürmeye yardım” suçundan beraat hükümlerinin de sanıkların Dink’in öldürülmesi suçuna yardım suretiyle iştirak etmeleri sebebiyle mahkumiyetleri gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmişti.

Sanıklardan Mustafa Öztürk’ün de ”silahlı terör örgütü üyesi olma”, ”kasten öldürmeye yardım” suçlarından beraat kararlarını onayan Yargıtay, sanıklar Halis Egemen ile Yaşar Cihan hakkında da ”silahlı terör örgütüne yardım” suçundan kurulan beraat hükümleri de onamıştı.

Sanıklardan Yasin Hayal’in ağabeyi Osman Hayal hakkında da ”kasten öldürmeye yardım” suçundan kurulan beraat hükmü, eksik soruşturma sebebiyle bozulmuştu. Sanıklardan Veysel Toprak, Alper Esirgemez, Osman Alpay, Erbil Susaman, Şenol Akduman, İrfan Özkan ve Numan Şişman’ın ”silahlı terör örgütüne yardım yataklık”, ”suç işleyeni saklama” suçlarından verilen beraat kararları, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında dava zaman aşımının dolduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmişti.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde teröristlerin askeri karakola açtığı taciz ateşine Mehmetçik karşılık verdi.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesindeki açıklamaya göre, Mardin’in Nusaybin ilçesinde TRT Gürün Geçişi Jandarma Asayiş Karakol Komutanlığına, terör örgütü mensuplarınca uzun namlulu silahlarla 6-7 atım taciz ateşi açıldı.

Karakolun kuzeydoğusundaki Ambar Tepe mevkisinden yapılan atışa karakol personelinin ateşle karşılık vermesi üzerine teröristler bölgeden uzaklaştı. 

Başbakanlık korumalarından biri, binanın yakınlarındaki Vekaletler Caddesi’nde yürüyen bir kişiden şüphelendi. Havaya 3 el ateş açan koruma, kendine canlı bomba süsü veren şahsa “Yere yat” diye bağırdı.

Yere yatan kişi apar topar gözaltına alındı. Cam macunu ve kablolarla canlı bomba düzeneği süsü veren kişinin, 52 yaşındaki Tuğrul B. olduğu belirlendi. Gözaltına alınan B., sorgulanmak üzere Çankaya Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Başbakanlık yakınındaki Vekaletler Caddesinde, üzerinde bomba düzeneği olduğu iddia edilen 52 yaşındaki Tuğrul B. güvenlik görevlilerince etkisiz hale getirildi. Şahıs gözaltına alındı.

Korumaların önce şüpheliyi yere yatması için uyardığı ve havaya ateş ettiği öğrenildi.

BAŞBAKANLIK MÜŞAVİRİ: VURULMA YOK

Anadolu Ajansı’nın şüpheli şahsın vurulduğunu geçerken, Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel ise twitter’dan vurulmanın olmadığı bilgisini paylaştı.

ŞÜPHELİ KENDİNİ POLİSE İHBAR ETMİŞ

Alınan bilgilere göre, şüpheli 155 Polis hattını arıyor ve ”Başbakanlık’ta bombalı eylem yapacağım” diyerek kendini ihbar etti. Bunun üzerine polis Ankara’daki bütün birimleri ve Başbakanlık yetkililerini uyardı. Başbakanlık önünde geniş güvenlik önlemleri alındı. Şüphelinin Vekaletler Caddesi’ne giriş yaptığı sırada da korumalar alarma geçti ve saldırgan gözaltına alındı.

BAŞBAKAN ORADA MIYDI?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hareketli anların yaşandığı sırada orada olmadığı öğrenildi.

Erdoğan, Uluslararası Asya Siyasi Partiler heyetini, saat 11:00’de parti genel merkezinde kabul etti.

Erdoğan saat 13:00’te ise Çalışma ziyaretinde bulunan Lübnan Başbakanı Necip Mikati ile Resmi Konut’ta bir araya gelecek

Erdoğan, saat 17:00’de ise Rusya’ya hareket edecek

izmir escort, izmir escort bayan, izmir escort ilan is proudly powered by WordPress and the Theme Adventure by Eric Schwarz
Entries (RSS) and Comments (RSS).

izmir escort, izmir escort bayan, izmir escort ilan

Bu bir izmir escort ilan sitesidir.